Ana içeriğe atla

Kayıtlar

15. Bölüm

"Sen bu saatte ofise gelir miydin?" dedi Pelin içeri giren Cihan'a.
Cihan'ın gözleri uykusuzluktan şişmişti ve oldukça sinirli görünüyordu. Ofise asla saat 10:20'de gelmezdi ve Pelin bunu çok iyi biliyordu.
"Asıl sen ofise bu kadar sık gelir miydin?" Cihan, Pelin'in kinayeli sorusuna kızmamış aksine orada olduğu için mutlu olmuştu. O gün için başına gelen en güzel şey buydu ve onun başına gelenleri anlatacak birine ihtiyacı vardı.
"Kırıcı oluyorsun ama. İstemiyorsan giderim." dedi Pelin bir çocuk gibi alt dudağını üsttekinin üzerinde bükerek. Cihan'ın gülmesinden cesaret alarak sordu: "Sen neden bu kadar yorgunsun, anlat bakalım."
"Sorma!" dedi Cihan anlatmaya can attığını belli eden ses tonuyla, "Dün Çiğdem Duman beni çağırdı."
"Neler oldu?" Pelin iyice meraklanmıştı. Cihan da hastanede olan biten ne varsa gururla anlattı. Çiğdem Duman'ın kendisini nasıl karşıladığını, eski davada hatırlamad…
En son yayınlar

14. Bölüm

"İşte benim kahramanım!" dedi Çiğdem Duman kapıdan giren Cihan'ı gördüğünde. Cihan haftalardır bu görüşmeyi bekliyordu. Tabii ki hastane odasında, dikleştirilmiş yatağında asistanı tarafından çorba içirilen bir Çiğdem Duman'la görüşmeyi o da istemezdi. Kendisini iyi hissettiğinde Cihan'ı görmek istediğini söylemişti menajerine. Onu kurtaran adamı yani. Cihan'la görüşmeden önce de yapması gereken ulvi bir vazifesi vardı. Odasının kapısında sabahlayan muhabirlere iyi olduğunun müjdesini vermeliydi. Bütün Türkiye ve Firdevs Hanım geceleri rahat bir uyku uyuyabilecekti böylece.
Cihan işte arabasında bu röportajı dinleyerek geldi hastaneye. Kendisinin artık iyileştiğini, doktorlar izin verirse önümüzdeki hafta ekranlara geri döneceğini anlattı. On yıl evvelki elim hadisenin hala yakasını bırakmadığı için ne kadar bedbaht hissettiğini. Bunu kendisine yapanın yazık ki eski bir kanun adamı ve meslektaşı olduğundan bahsetti. Ama kendisini kurtaran kişinin de aynı mesl…

13. Bölüm

Cihan'la Serdar Medyum Kaya'nın çağırdığı yere geldiklerinde bunun bir kafeterya olduğunu gördüler. Burası gün ışığının zorlukla girebildiği kasvetli bir yerdi. Her yerde iki kişilik kare masalar vardı. Belli ki insanlar buraya çay içip muhabbet etmeye değil; kahve içip fal baktırmaya geliyorlardı. Çevre masalara biraz dikkatle baktığında değişik tipli falcılar hemen göze çarpıyordu. Rastalı saçlar, kocaman küpeler, değişik tılsımlar... Az ileride birleştirilmiş üç masanın etrafına oturmuş Pelin'i gördü Cihan. Cansu olduğunu tahmin ettiği bir kız ve sadece telefonuyla ilgilenen başka bir adamla birlikte oturuyordu. Cansu Songül'ün son sınıfta okuyan öğrenci asistanıydı. Her yere beraberinde götürmeyi alışkanlık etmişti onu Songül Hocası. Oldukça güzel ve alımlı bir kızdı. İnce ve uzun yapısı, beyaz teni ve yosun yeşili gözleri hemen dikkati çekiyordu. Cihan, kendisine hafifçe dirsek atıp oradaki masayı işaret eden Serdar'ın "İnşallah bu masaya oturuyoruzdur.&q…

12. Bölüm

"Cihan! Bu deli saçması şeylere nasıl inanırsın?" Pelin, İstanbul'a döndüklerinden beri Cihan'ı durumun gerçeklikten ne kadar uzak olduğuna ikna etmeye çalışıyordu. Şimdi de telefonu eline almış medyumu arıyordu.
"Biliyorum. 'Hiç bilimsel değil.' diyeceksin."
"Değil tabi ki! Ruhlar! Beden ele geçirmeler! Yok kurtadamlar işlemiş cinayetleri!"
"Pelin, altı üstü bir medyuma danışacağız. Ruh çağırma seansını tekrarlayacağız. Ne var bunda? Eğer bilimsellikten uzaksa zaten başımıza bir şey gelmeyecek. Gelmek istemiyorsan söyle."
"Geliyorum tabi ki! Of!" Cihan telefonla ruh çağırma seansının detaylarını konuşurken Pelin onun ofisindeki koltukta küskün bir çocuk gibi dudaklarını büzmüş, kollarını kavuşturmuş oturuyordu. Songül'ün odasında müdahale edemediği için kendisine kızıyordu. O daha duyduklarına şaşırmaya vakit bulamadan bir ruh çağırma seansı ayarlamışlardı. Medyum Kaya yedi kişi bulmalarını tembihlemişti telefonda.…

11. Bölüm

Cihan Edirne'ye doğru yola çıktığında yanında planlamadığı bir misafiri daha vardı. Pelin, Cihan'ın Songül Hanım'la yapacağı görüşmeyi kaçırmak istemiyordu. Bu olayların gizemi onu da cezbetmişti nihayet. Hem de Firdevs Hanım kendisini gizlice arayıp Cihan'a göz kulak olmasını rica etmişti. Tabi bu durum Pelin'den hoşlanan ve açılamayan Cihan'ın canına minnetti. Bunu yakınlaşmak için başka bir fırsat olarak görüyordu.
"Bu kadının bizim bütün sorularımızı cevaplandıracağından emin misin?" diye sordu Pelin.
"Bilmiyorum. Ama Veysel Öz öyle söylüyor."
"Yani farkındayım ama o adam deliydi. Yok ruhlar, ele geçirmeler falan... Bunların doğruluğuna inanmıyorsun herhalde?" Cihan'ın sessizliğinden korkan Pelin, cevabını duymaktan korkan bu sorudan vazgeçip başka bir soru sordu: "Peki davanın yeniden açılması neden bu kadar uzun sürüyor? Bir türlü bitmedi bürokrasi."
"Şunu unutma ki bu davada muazzam bir kamuoyu baskısı var…

10. Bölüm

Hastaneden çıkması fazla uzun sürmedi Cihan'ın. Çıkmadan önce aynı hastanede bulunan Çiğdem'i ziyaret etmek istese de henüz kendine gelemediğini söyleyerek yanına yaklaştırmadılar. Zaten onun da ısrar edecek vakti yoktu. Acilen gidip öğleden sonra başlayacak olan davaya yetişmesi gerekiyordu. Annesinin eve götürme isteğine karşı koyarak mahkemeye gitti. Alkolün etkisiyle çıkan kavgada karşılıklı bıçakların çekildiği bir yaralamanın davasıydı bu. Avukatı olmayan gençlerden birine atanmıştı. Çok uzun süreceğini sanmıyordu. Pek bir heyecanı da yoktu ama bir yerlerden para kazanması gerekiyordu. Ömer Pehlivan'ı hapisten çıkardıktan sonra böyle davalara bakmayı düşünmüyordu Cihan. 'Şu davanın avukatı olarak bir adım duyulsun da...' diyordu, 'sonrasında herkes kendi ayağıyla bana gelecek!'
Bu küçük davadan da küçük bir zaferle ayrıldıktan sonra ofisinin yolunu tuttu. Kafasında hala Veysel Öz'ün bahsettiği dosyalar vardı. Ofisin Kapısını açtığında içerisini bı…

9. Bölüm

Cihan hastanede gözlerini açtığında bir polis memuru kapıda bekliyordu. Gözlerini açtığını fark edince yerinden kalkıp dışarı koştu. Cihan ifade vermesi gerektiğini biliyordu. Söyleyeceklerini kafasında toparlamaya çalışıyordu ama kafasındaki uğultu buna imkan vermiyordu.gözlerini kapattığında evin o iğrenç görüntüsü geliyordu aklına. Öğürdü. Kusmaya çalıştı ama midesi bomboştu. Çok geçmeden odasına birkaç insan doluştu. Beyaz önlüklü iki kişi onu muayene edip tansiyonunu ölçerken, iki kişi arkada sırasını bekliyordu. Bunları tanıyordu. Daha önce de karakolda ifadesini alan polislerdi. Çiğdem Duman olayıyla ilgilenen polisler bunlardı.
Cihanı görmek isteyenler onlarla sınırlı değildi tabi. Annesi ve babası sırayı hiçe sayıp içeri daldılar. Annesi hemşirenin de sırasını almaya çalışınca doktordan azar işitti: "Hanımefendi lütfen dışarı çıkar mısınız?"
"Ne dışarı çıkması? Oğlum o benim. Çocuğum iyi misin? Cihan'ım?" Hala oğluna sarılmaya çalışıyordu.
"Hanıme…