Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bölüm-3

En son yayınlar

Bölüm-2

Tek göz hücrede tek başına oturan Gabriel iki eliyle boynundaki haçı sıkı sıkı kavramış. Göz kapaklarını hiç açmak istemiyormuşcasına yummuş, dua ediyordu. Kapının açılış sesiyle gözlerini açtı. İçeri girenlerin subaşıyla kadı olduğunu görünce yere diz çöktü: -“Ben yapmadım. Tanrı şahidimdir ben yapmadım. Ama gördüm. Kim olduğunu biliyorum.” -“Biliyorum evladım senin yapmadığını biliyorum.” Molla İbrahim Gabriel’in başını sıvazlıyor sakinleştirmeye çalışıyordu. -“Kimi gördün? Kim kaçırdı çocukları? Söyle!” Suçluyu olmasa da en azından bir şahit bulmanın heyecanıyla atıldı Mansur Bey. -“Nicholas!” Bu ismi söylerken gözlerini açmıştı Gabriel. Uzaklardaki bir boşluğa bakarken gözlerinde dehşet vardı. -“Kimdir bu Nicholas? Nereye götürür? Ne yapar bu çocukları?” -“Bilmiyorum kayalarda kaybettim izlerini. Sanırım Kudüs’e götürüyor onları.” -“Ne Kudüs’ü? Kudüs de nerden çıktı?” -“Efendim izin verin en başından anlatayım. Ben Frankfurt’lu bir ailenin 4 çocuğundan biri olarak geldim dünyaya. Babam tü…

Gemileri Yakmak - Usturlab

Hayatının en uzun soluklu at sürme deneyimlerinden birini geçiren hekim, birlikte yola çıktığı üç kişiye aradıkları şeyi götüren askerlerin geçeceği yolu gösterdikten sonra yoldan görünmeyecek şekilde çalıların arasına uzandı. Alışkın olmadığı için bu uzun süreli yolculuğun titreşimlerini hala kafasının içinde hissediyor, bu da onda mide bulantısı ve baş dönmesine yol açıyordu. Bu haline rağmen nezaketen diğerlerinden her ne yapmayı düşünüyorlarsa kendisine de bir vazife biçmelerini söyledi. Büyücü ayak altında dolaşmaması gerektiği gibi kaba bir açıklama yaptıysa da Cafer demeyi tercih ettiği Âlim dostu gülümseyerek atlara göz kulak olabileceğini söylemişti. Atlar kaçış için önemliydi ne de olsa. O da güvende olabileceği bu görevi seve seve kabul etmişti. Ya da öyle sanıyordu. Belki de doğrudan atların ilerisindeki çalıların arasına devrilmişti. İnsanoğlunda yaşama arzusuna bile galip gelebilecek tek bir hal vardır: o da meraktır. Hekim de işte bu sebepten yattığı yerde kendisini yol…

Gemileri Yakmak - Şafak vakti

Son nöbetin kendisine verilmesinden oldukça mutlu olmuştu Hekim. Cafer onu uyandırıp nöbeti devrettiğinde uyku sersemliğini çabucak atlatıp ciddiyetle görevine başlamıştı. Oldukça sessiz bir geceydi. Arada bir yerinden kalkıp sağdan soldan gelen hışırtıları kontrol ediyor fakat sincaptan başka bir şey bulamıyordu. Zaten bu olay birkaç kez tekrarlandıktan sonra ‘sincaptır, sincap’ diyerek hiçbir sese aldırış etmedi. Sabah namazı vakti yaklaştığında matarasında abdest almak için ayırdığı suyla sakin sakin abdest aldı. Ağaçların arasından güçlükle seçebildiği ayın konumundan emin olduktan sonra da namazını kılmaya başladı. Namaz arasında vazifesini aksatma endişesiyle şöyle bir kulak kabarttıysa da olağandışı bir ses duymadığından devam etti. Farzın ikinci rekatında son kıraatlerini de bitirdikten sonra selamını verirken döndüğü sol tarafında gördüğü manzaraya müdahale etmek için artık çok geçti. Selamın sesini yükselterek arkadaşlarını uyarmaya çalıştıysa da onlar üzerlerine doğrultula…