Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tekinsiz Vazife-13

HORTLAK “-Hortlakların kafalarını parçalayın yoksa durduramazsınız!” Cadıcı’nın bağırışıyla cengaverler karşılarına gelen yaratıkların kafalarına hedef almaya başlamışlardı. Hedefini bulan her darbeyle kanı çekilmiş cenazelerden etrafa çürümüş et ve kemik parçaları savruluyordu. Yığılan cesetlerden neredeyse adım atılacak yer kalmamıştı fakat hortlaklar kırılan kapıdan hala ağır ağır gelmeye devam ediyorlardı.   Sanki cehennemin kapısı açılmış da içinde acı çeken ne kadar adem oğlu varsa dışarı çıkıyordu. Hamza bozdoğanıyla gelenin kafasını ezmekteyken yerdeki bel hizasından ortadan ikiye bölünmüş hortlaklardan biri ayağına sarıldı. Dev cüsseli adamın ayağını kaldırıp indirmesiyle cesedin kafası paramparça olmuştu. Bostancı karşısına gelene birer satır gibi kullandığı çifte yatağanıyla öyle darbeler indiriyordu ki kiminin iman tahtasına kadar ikiye bölüyordu. Bereket yaratıklar ağır ağır geliyordu da içeridekilerin iyice azaldığına inanan Çelebi Davut zembereği kurdu. Art...

Tekinsiz Vazife-12

KUYU                 İçinde bulundukları durumu kavramaya çalışan yolcular, oldukları yerde oturdu. Hiç kimsenin bilmediği bir yerde, adeta yerin yedi kat dibinde, diri diri gömülmüşler, umutsuzca etraflarına bakıyor, birbirlerinden medet umuyorlardı. Davut elindeki kağıtlarda yine hesap yapmaya başlamıştı ki Hamza bir hamleyle uzanıp önündeki kağıtları avuçladığı gibi buruşturup karanlığın içine fırlattı:                 “-Hala neyin hesabını yapıyorsun ulan!? Senin yüzünden girdik bu boktan yere!”                 “-Öteki yolun daha güvenli olduğunu nerden biliyorsun? Belki başımıza daha kötü bir şey gelecekti?”                 “-Bak hala konuşuyor! Ulan daha kötü ne gelecek baş...

Tekinsiz Vazife-11

YENİ KAPI Herkes yavaş yavaş uyanmaya başladığında ateşin başında sadece bostancı ve Davut oturuyordu.  Bostancı gece boyu yerinden bir parmak olsun hareket etmemiş gibiydi. Diğerleri nöbetleşerek uyumaya devam etmiş, sıra Davut’a geldiğinde nihayet herkes için uyku faslı sona ermişti. Sabaha dek ateşi canlı tutabilmek için yanlarında getirdikleri yakacaklar yeterli olmamış, ateş iyice sönmeye yüz tutmuştu. Uyananlar hemen ısınmak için ateşin başına yaklaşıyorlardı. Bir kaç parça eşyalarını feda edip ateşi biraz olsun canlandırmayı başarmışlardı. Handan da dahil herkes geldiğinde kahvaltıya başladılar. Artık içinde bulundukları tünellerin kasvetli havasına alışmış gibiydiler. Dünkü sessiz yemeğin aksine sofrada bir hareketlilik vardı. Dinlendikten sonra güçlerini toparlamış gibiydiler. Yavaş yavaş konuşmalar dönmeye başlamıştı. Yemek yendikten sonra Bedreddin yine haritaları ortaya çıkarmış hangi kapıdan gitmeleri gerektiğine karar vermeye uğraşıyordu. Bu noktada Hamza’nın da...

Tekinsiz Vazife-10

ŞAMAN Su iyice çekilip zemindeki taşlar meydana çıktığında dairesel mekanın tam ortasında bir ateş yakıp, kendilerine dinlenebilecekleri birer köşe aramaya başladılar. Baba, kız karşılıklı iki kapının arasında kalan geniş duvar yüzeyine doğru gitti. İsrafil, efendisi etrafa bakınırken girdikleri kapının hemen yanına yerleşmiş onun yerini de hazırlamıştı. Diğerleri öbür iki kapıdan gelebilecek tehlikeleri önceden karşılamak için birbirlerine yeteri kadar mesafeyle kapılara yakın olacak şekilde yerleşmişlerdi. Yalnızca bostancı ateşin başında oturmuş diğerlerinin hareketlerini takip ediyordu. Yemekten önce hepsi elbiselerini çıkarıp kurumaları için daha evvelden duvarlara çakmış oldukları çengellere gerdikleri iplere astılar. Çengelleri elbiseler asıldığında kendilerine bir çadır oluşturacak şekilde çakmışlardı. Herkes hazırlıklarını tamamladığında İsrafil, Hamza ve bostancının yol boyunca yanlarında taşımış oldukları erzaklar ateşin başında toplandı. Su baskınından sonra pek azı...